Mimarlık ve tasarım dünyasında estetiğin geleceğini sorgulayan yeni bir sergi, teknoloji ile sanat arasındaki sınırları yeniden çiziyor. MIT Keller Galerisi’nde 30 Haziran’a kadar izlenebilecek olan Veri Odaklı Estetiğin Ötesi, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) mezunu ve araştırmacı Alexandros Haridis tarafından hayata geçirilen bir proje. Sergi, hesaplamanın mimarlık ve uygulamalı sanatlar alanında nasıl bir yaratıcılık ve estetik yargı aracına dönüştüğüne odaklanıyor.
Geçtiğimiz yüzyıldan günümüze uzanan bir çerçevede kurgulanan sergi, felsefe, matematik, bilgisayar bilimi ve tasarım hesaplamasından beslenerek, algoritmaların, teorilerin ve makine öğrenimi sistemlerinin fiziksel enstalasyonlara ve etkileşimli görsellere nasıl dönüştürüldüğünü gözler önüne seriyor.
Sanat ve teknolojinin kesişiminde 70 yıllık bir yolculuk
Haridis’in sergiyi geliştirmeye başlamasının arkasında yatan ilham kaynaklarından biri, 2022 yılında tamamladığı doktora araştırması sırasında tanık olduğu gelişmelerdi. O dönemde, ChatGPT ve Stable Diffusion gibi veri odaklı yapay zeka sistemleri, yaratıcılık, estetik yargı ve hatta yüksek profilli sanat müzayedeleri hakkında kamuoyunda hızla konuşulmaya başlamıştı. Haridis’in araştırmaları ise estetik yargı ve değerlendirme üzerine yoğunlaşmıştı ve bu yeni teknolojilerin sunduğu soruların aslında çok daha eski bir geçmişe sahip olduğunu fark etti.
Örneğin, yapay zeka alanının temellerinin atıldığı 1956 Dartmouth Yaz Araştırma Projesi, gelecekteki araştırmaların insan zekasının yedi temel boyutunu ele alması gerektiğini vurgulamıştı. Aradan geçen yıllar boyunca, estetik yargı ve değerlendirme konusu hem felsefi hem de teknik açıdan sürekli olarak yeniden tanımlanmaya devam etti.
Serginin bir diğer itici gücü ise biçimsel gramerler ve kural tabanlı hesaplama yöntemlerine odaklanan araştırmalardı. Bu yaklaşım, veri odaklı öğrenmenin aksine, insan içgörüsü ile hesaplama arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlıyordu. Samuel Taylor Coleridge, Oscar Wilde ve hatta John von Neumann gibi düşünürlerin estetik teorileri, Haridis’in çalışmaları için önemli birer referans noktası oldu. Bu teoriler, dijital hesaplama ve yapay zeka modellerinin mimarlık ve tasarım alanındaki olanaklarını ve sınırlarını araştırmasına olanak tanıdı.
Hesaplamanın estetiğe tercümesi: Beş tema, beş hikâye
Veri Odaklı Estetiğin Ötesi sergisi, akademik araştırmaların soyut fikirlerini fiziksel ve dijital dünyaya aktarmayı hedefliyor. Sergi, beş temel tema etrafında şekilleniyor:
- Estetik Ölçü: Matematikçi George Birkhoff’un 1930’larda geliştirdiği, estetik değerin matematiksel olarak ölçülebilirliğini araştıran çalışmalar.
- Estetik Yönergeler: Tasarım hesaplamasında kural tabanlı yaklaşımların estetik kararlar üzerindeki etkisi.
- Algoritmik Estetik: Makine öğrenimi sistemlerinin estetik yargıya nasıl katkıda bulunduğunu inceleyen araştırmalar.
- Estetik Uyarlama: Sanat ve tasarımda, mevcut stillerden beslenen yenilikçi yaklaşımlar.
- Estetik Yenilik: AICAN gibi makine öğrenimi sistemlerinin, bilişsel estetik teorilerine dayanarak yeni sanat eserleri üretme süreci.
Her tema, belirli bir yayın ya da araştırma makalesinden esinlenerek oluşturulmuş. Haridis’in yaklaşımı, akademik bir metindeki en çarpıcı fikri alıp onu görsel, mekansal ve deneyimsel bir forma dönüştürmek üzerine kurulu. Bu süreçte, yazılım yeniden yapılandırması, fiziksel üretim ve veri görselleştirmesi gibi tasarım teknikleri kullanılıyor.
Geleceğe dair sorular: Hesaplama, estetik ve insan deneyimi
Haridis’e göre, sergi sadece bir araştırma projesi değil, aynı zamanda sürekli gelişen bir platform. Gelecekte ele alınacak ana sorulardan biri, hesaplamanın sadece performans ya da işlevsellik odaklı değil, aynı zamanda estetik ve insan deneyimi açısından da nasıl değerlendirilebileceği. Bu, binalardan günlük kullanılan ürünlere kadar pek çok tasarım alanını kapsıyor.
Ayrıca, Haridis’in ilgisini çeken bir diğer konu ise bu fikirlerin yapılı çevreye nasıl uyarlanabileceği. Hesaplamanın, kural tabanlı ya da veri odaklı olsun, insanların yaşadığı ve kullandığı mekan ve nesnelerdeki deneyimleri nasıl zenginleştirdiğini anlamak, gelecekteki araştırmaların odak noktalarından biri olacak.
Son olarak, Haridis’in üzerinde çalıştığı bir diğer alan ise tasarımın metodolojik rolü. Tasarımın, hesaplamalı sistemlerin anlaşılabilir ve erişilebilir hale getirilmesindeki rolü, sadece akademik bir soru değil, aynı zamanda toplumun teknolojiyle olan ilişkisini yeniden tanımlama potansiyeline sahip.
Sanat, teknoloji ve insanın ortak geleceği
Veri Odaklı Estetiğin Ötesi, mimarlık ve tasarım dünyasında hesaplamanın estetik yargılar üzerindeki rolünü yeniden düşünmeye davet ediyor. Sergi, sadece geçmişteki teorilerin ve teknolojilerin bir sergisi değil, aynı zamanda gelecekteki tasarım anlayışının da bir habercisi. Yapay zekanın ve hesaplamanın estetik alanına dair sunduğu olanaklar ve sınırlar, bu sergiyle birlikte daha net bir şekilde ortaya çıkıyor. Gelecekte, bu tür araştırmaların mimarlık ve tasarımın yanı sıra günlük yaşamın pek çok alanında da etkisini göstermesi bekleniyor.
Yapay zeka özeti
MIT’in yeni sergisi, hesaplamanın mimarlık ve tasarımda estetik yargılara nasıl malzeme olduğunu araştırıyor. Alexandros Haridis’in küratörlüğündeki proje, algoritmalar ve makine öğrenimi sistemlerini fiziksel enstalasyonlara dönüştürüyor.