1845 yılında çıktığı ve kayıplarla sonuçlanan efsanevi Franklin Seferi, yaklaşık iki yüzyıl boyunca araştırmacıları ve tarihçileri büyülemeye devam ediyor. Son yapılan bilimsel çalışmalar, seferde yer alan mürettebatın kayıp kimliklerinin bir kısmını nihayet ortaya çıkardı. Kanada'daki arkeologlar, DNA analizi sayesinde dört yeni mürettebat üyesinin kimliğini doğrularken, bu keşifler Franklin'in trajik sonunun gizemini bir adım daha aydınlatıyor.
DNA Teknolojisiyle Geçmişe Işık Tutuluyor
Franklin Seferi'nin trajik sonu, 129 kişilik mürettebatın tamamının kaybolmasıyla sonuçlandı. Gemilerden HMS Erebus ve Terror, 1846 yılında Victoria Boğazı'nda buzlar arasında sıkışıp kaldı ve tüm mürettebatı donarak ya da açlıktan ölene kadar kurtulma umuduyla bekledi. Yüzyıllar boyunca süren araştırmalar, mürettebatın kaderine dair birçok teoriyi beraberinde getirdi. Ancak son yıllarda devreye giren ileri DNA analizleri, kayıp kimliklerin yeniden keşfedilmesine olanak tanıyor.
Waterloo Üniversitesi liderliğindeki araştırma ekibi, yaptığı çalışmaları iki akademik makaleyle bilim dünyasına duyurdu. Bu makalelerden biri Journal of Archaeological Science dergisinde, diğeri ise Polar Record dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, 1845 yılında Baffin Körfezi'nde son kez görülen gemilerin mürettebatına ait kalıntılardan alınan DNA örneklerini, modern veri tabanlarıyla karşılaştırarak dört yeni ismi tespit etti.
Franklin'in Son Günlerine Dair Yeni Ayrıntılar
Franklin Seferi'nin kaderinin izleri, mürettebatın son aylarına dair ipuçları taşıyor. Araştırmalar, gemilerin 1845-1846 kışını Beechey Adası'nda geçirdiğini, burada üç mürettebatın mezarlarının bulunduğunu gösteriyor. Daha sonraki aylarda, buzların arasında sıkışan gemiler, mürettebatın hayatta kalma mücadelesini iyice zorlaştırdı. Haziran 1847'de kaptan Franklin'in hayatını kaybettiği, ardından gemilerin komutasını kaptan James Fitzjames'ın devraldığı kayıtlarda yer alıyor.
Fitzjames'ın imzasını taşıyan notlarda, 105 mürettebatın hayatta kaldığı ancak buzların erimemesi nedeniyle gemilerden ayrılamadıkları belirtiliyor. Bilim insanları, mürettebatın büyük çoğunluğunun kış aylarında kamplarda ya da kurtuluş umuduyla karaya doğru yürümeye çalışırken hayatlarını kaybettiğini tahmin ediyor. Bu yeni DNA bulguları, kayıp mürettebatın kimliklerine dair önemli ipuçları sunarken, seferin son günlerine dair de yeni bilgilerin ortaya çıkmasına yardımcı oluyor.
Gelecekteki Araştırmalar Nelere Odaklanacak?
DNA analizinin sağladığı bu yeni bulgular, Franklin Seferi'nin gizemini tamamen çözmeye yönelik çalışmaların sadece başlangıcı niteliğinde. Arkeologlar ve tarihçiler, kayıp mürettebatın kimliklerini belirlemek için veri tabanlarını genişletmeye ve daha fazla kalıntı üzerinde çalışmalar yürütmeye devam ediyor. Bu sayede, 19. yüzyılın en büyük keşif seferlerinden birinin trajik sonuna dair daha fazla ayrıntı gün yüzüne çıkabilir.
Aynı zamanda, bu çalışmalar, Arktik bölgelerdeki iklim koşullarının geçmişteki keşif seferleri üzerindeki etkisini anlamaya yönelik yeni araştırmalara da zemin hazırlayabilir. Franklin Seferi'nin yaşadığı zorluklar, modern araştırmacılara hem tarihsel hem de iklimsel veriler sunarak, geçmişin izlerini daha iyi anlamamızı sağlayabilir. Gelecekte yapılacak çalışmaların, seferin kayboluşuna dair halen gizemini koruyan son parçaları da ortaya çıkarması umut ediliyor.
Yapay zeka özeti
Arktik'in buzlu sularında kaybolan Franklin Seferi'ne ait dört yeni mürettebatın kimliği, DNA analiziyle doğrulandı. Arkeologlar, 129 kişilik efsanevi seferin gizemini çözmeye bir adım daha yaklaştı.